|
'havadurumu
| Şans Oyunları |
|
|
Editörler Asım BAŞARAN  |
| ÜLKENİN TAPUSU DA MI SÜNNETTEN KALMIŞTI? |
Hükümetin gündeme getirdiği, "Kürt açılımı" lafının doğrucağı tepkilerden çekindiği için de, "demokrasi açılımı", "kardeşlik açılımı", "milli birlik açılımı" gibi yumuşatıcı isimlerle sunmaya çalıştığı açılımın içeriği neden açıklanmıyor?
Ne bekleniyor?
Bizce sebebi belli... Önce toplum, bu travma etkisi yapabilecek ihanet projesine hazır hale getirilmek isteniyor... Siyaset kurumu, maalesef medyanın büyük bir bölümü, sözde sivil toplum kuruluşları, milletine ve değerlerine yabancı sözde aydınlar ve şişirme demokratlar, normal hayatta asla biraraya gelemeyecek kurum ve kişiler hep birlikte büyük bir "toplum mühendisliği" çalışmasına girişmiş bulunmaktalar...
Okyanus ötesinden yönetildiği çok açık belli olan bu dev kampanya, yeni bir toplum mühendisliğine dönüşmüş, milleti bu açılıma tepki koymayacak bir hale getirmeyi hedeflemiş durumda... Onun için de içeriğin açıklanması kadar, toplumun bunu kabullenmeye hazır hale getirilmesi de önemli!..
"Akan kanın durmasını istiyoruz", "Artık analar ağlamasın", "Türkiye teröre harcadığı yüzlerce milyar doları kalkınmaya harcasa daha iyi olmaz mıydı?" türünden bizim gibi herkesin kabul edeceği gerçeklerle, büyük bir propagandayla iki şey yapılmak isteniyor... Bunlardan birincisi, terör yüzünden acılar çekmiş olan topluma bu proje bir umut olarak sunuluyor... İkinci amaç ise, bu projenin bir ihanet projesi olduğunu toplumla paylaşan MHP gibi direnç unsurları da "Terör sayesinde oy toplayan", "akan kandan nemalanan", "terörün bitmesini istemeyen", "terör bitince gıdasız kalacak" gibi bir damgayla damgalamak... Böylelikle MHP üzerinden "direnecek" bütün unsurlar töhmet altına sokularak, direncin etkisi ve yayılma alanı kırılmak isteniyor.
Bugün Türkiye‘yi hiç tanımayan herhangi bir yabancıya, Başbakan‘ın son onbeş günlük konuşmalarını izlettirseler ve kanaatini sorsalar her halde şunları derdi:
"Türkiye‘de demokrasi derdinden dağlara çıkmış ve demokrasi sözü alınca inmek için can atan mazlumlar topluluğu var... Bir de buna karşılık vatanı böldürmeyiz diye hayali korkular üreten, terörden beslenen MHP isimli bir canavar var!.."
Tarihi bilmeyen, bu ülke üzerine oynanan oyunları umursamayan, gönlünde "mukaddes vatan" kavramı taşımayan, yirmibeş yıldır akan kanı bilmeyen, gönderildiği okula Türk bayrağı çektiği için, o bayrak direğine asılan öğretmenin acısını hissetmeyen, binlerce mehmetçiğimizin ve polisimizin yasıyla yaslanmamış olan birileri ancak böyle olur...
Madem projenin tek amacı kanı durdurmak, kardeşliği pekiştirmek, açıklayın o zaman!...
Neden bekliyorsunuz?
Halkı kıvama getirmek için mi?
MHP‘yi ve diğer muhalefeti, bu konuda etkisiz hale getirme çalışmaları henüz kemale ermediği için mi?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın bir DTP‘ye bir de MHP‘ye karşı kullandığı usluba bakın...
DTP‘liler sözkonusu olunca son derece mutedil...
Ama sözkonusu MHP olunca barut fıçısı...
Daha dün asker cenazeleri dizilince "PKK‘ya terörist demedikçe DTP‘lilerle görüşmem" diyen kendisiydi... Ama uluslararası projedeki görev kendisine tevdi edilince, bu lafı yeyip, derhal viraj alan da kendisi oldu... Sahi DTP‘liler, PKK‘ya "evet, bunlar terörist" dediler, biz duymadık da sadece Başbakan mı duydu? Yoksa "ita amirleri" çok mu ağır emir verdiler kendisine!..
Bu nasıl bir "milli birlik projesi"dir ki, DTP‘yi ikna etmek, muhalefete ise her türlü yolla saldırarak, projenin dışında izole etmek gerekiyor...
DTP ve dolayısıyla PKK ikna edilmezse bu proje başarılı olamayacak... Buna karşılık, MHP ve CHP‘nin ikna edilmesinin hiç bir önemi yok... Onlar olmayınca birliğimize herhangi bir halel gelmiş olmuyor... Tam tersine onlara mümkün olduğu kadar saldırmak gerekiyor...
Zaten öneme binaen olsa gerek, birisiyle "asla görüşmem" diyen Başbakan görüşüyor, diğerlerine de Bakan gönderilmek isteniyor!.. Zaten bu protokol farkı "dost ve düşman" tasnifini de bir nebze açıklıyor!..
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli‘nin de üzerinde durduğu gibi burada yapılmak istenen, hiç bir ayrım olmadan milletimizin birliğini, kardeşliğini, kimliğini savunmak isteyen sağduyulu, inançlı vatan evlatlarına yönelik baskı ortamı oluşturmak, bir teslimiyet ve şaşkınlık dalgası yaratarak milletimizin direnişini kırmaktır...
Projenin başlangıç kısmında, istismar ve duygu sömürüsü de dahil olmak üzere çeşitli vasıtalarla MHP‘ye ısrarlı çağrılar yapılmış, bu karanlık tabloda yer alması, adeta "yıkım ortağı" olması istenmişti... MHP ise millete oynanan oyunu görmüş ve bu oyunun içinde asla yer almayacağını duyurmuştu... Başbakan ne kadar hırçınlaşırsa, rahatsız olursa olsun, milletimizi bu konuda uyarmaya devam edecektir... Dolayısıyla oyundaki aktörlerin MHP‘ye yönelik saldırılarının artışı ve yükselen öfkelelerinin nedeni budur...
Dışarıdan gelen dayatmaları "ev ödevi" gibi algılayan zihniyetin yeni bir tertibiyle karşı karşıyayız... Ama hepsi bilecekler ki, bu ülkenin tapusu, onların servetlerini açıklarken söyledikleri "sünnette takılan altınlar" gibi bir nevi piyango yoluyla intikal etmedi bizlere...
Korumanın gereği neyse, neye mal olursa, onu yaparız...
ASIM BAŞARAN
Bu yazı toplam 3039 defa okunmuştur.
24 Ağustos 2009 Pazartesi 16:45:09
Yorumları Oku |
Yorum Yap |
Arkadaşına Gönder |
Yazdır |
|
 Ana Sayfa
|