|
'havadurumu
| Şans Oyunları |
|
|
Editörler Can PULAK  |
| YENİ YÖNETİM MODELİ |
İki aydan fazladır yazı yazmıyorum. İçimden gelmiyor işte… Memleket o kadar kötü yönetiliyor ki, onca kötülüğün içinde iyiyi yakalamak kolay olmuyor.Başbakan ne derse desin,ülke yönetimlerini 48 yıldır izleyen bir gazeteci olarak bu kadar kötüsüne,acemisine,tüm kuralları dilediğince tepetaklak edenine rastlamadım doğrusu.
Zaman zaman Ankara’ya gidiyorum, devlet dairelerini dolaşıyorum, yetkililerle tanışıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim, devlet memurlarının çoğunu partili memurlar haline getirmişler. Devletin memuru neredeyse tarihe karışmış. İktidar yandaşlarıyla yer değiştirmişler sanki. Böylesine hiçbir iktidar cesaret edemedi. AKP korkmadan, çekinmeden yapıyor işte. Eskiden de siyasi tayinler yapılırdı ama memur kadrosunun dokusu böylesine bozulmaz, bozulamazdı.
Devlette inanılmaz bir Recep Tayyip korkusu var. Herkes Başbakan’dan ve dolayısıyla yerinden korkuyor. Sadece Devlette mi, basında da öyle değil mi? Memlekette bunca rezalete sessiz ve kayıtsız kalan bu basını, ilerde tarih affeder mi acaba? Korkunun ecele faydası yok. Ayrıca korkakların gazetecilik ve muhalefet gibi görevlere soyunmaya da hakları olamaz.
Geçmişte Türkiye İşçi Partili 15 milletvekili, 240 mebusla tek başına iktidara gelen Süleyman Demirel’e kök söktürmüşlerdi. Adım attırmamışlardı koskoca Adalet Partisi yönetimine. Şimdi öyle mi, 200’ü aşkın muhalefet mebusu, elleri böğürlerinde sadece seyrediyorlar olup biteni. Tarih onları da affetmeyecektir mutlaka.
Meydanı boş bulan iktidar, ülkede istediği gibi at oynatıyor. Yasalar paspas gibi çiğneniyor. Yönetim suç üzerine suç işliyor, aklına eseni kolaylıkla yapıyor. Bu yüzden kurunun yanında yaş da yanıyor ama, kimin umurunda? Eskiden Cumhuriyet Savcıları gazeteleri tarar, olayları dikkatle izler, kimseden korkmadan ve çekinmeden davalarını açarlardı. Şimdi öyle değil maalesef.Yargının da gözünü korkuttular sanki.
Türkiye, tarifini kolay yapamayacağımız bir yönetim modeliyle yürüyor. Bu modelin adını koymakta zorlanmakla beraber, buna’’Recep Tayyip sistemi’’ diyebiliriz. Yasalara göre kurulmuş kurumlarımız ayakta ama, görevlerini bilinen kurallara uygun değil, Recep Tayyip’in istediği modellere uygun şekilde yerine getiriyor.
Devletin müsteşarları, devletin Valileri, devletin polisleri çok zorlanıyorlar günümüzde. Ya bu deveyi güdecekler, yada yerlerinden olacaklar. Bu yüzden işler doğru dürüst yürümüyor Ankara’da. Bir örnek vermek gerekirse, devletin başarılı ve tecrübeli Maliye Müsteşarı Hasan Basri de emekliliğini isteyerek görevinden ayrıldı. Bunun ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anlatamam. Öyle insanlar kolay yetişmiyor ki…
Niye ayrıldı acaba? Sebebini tam bilmemekle beraber, yeni Maliye Bakanıyla anlaşamadığını düşünüyorum. Malümunuz, yeni Bakanımız aynı zamanda İngiliz vatandaşı. Kendisi ne kadar inkar ederse etsin, bunun böyle olduğunu cümle alem biliyor. Madem İngiliz vatandaşları bizde mebus olabiliyorlar, o zaman Amerikan vatandaşı diye mebusluğu düşürülen Merve Kavakçı’nın ne günahı vardı?
Devletin valilerinin de üzerinde durmak istiyorum. Bunlardan bazıları, devletin valisi ceketini çıkararak, Recep Tayyip’in Valisi haline gelmişlerdir. Kimlikleri dikkatle incelendiğinde bazılarının tarikatlarla ve cemaatlerle yakın ilgilerinin bulunduğu görülecektir. Partizanlık yapmakta zerre kadar tereddüt etmeyen bu valiler, kendilerini o koltuklara getirenlere karşı diyet borçlarını ödemekte yarışıyorlar adeta. Günü geldiğinde bunların hesabı en küçük ayrıntılarına kadar sorulacaktır. Şunun şurasında seçimlere
ne kaldı? İyice aşınan, yıpranan iktidara yol görünmüştür. Evet şimdilik ufukta hepimizin oylarını koşarak vereceği bir parti görünmüyor ama, seçimlere kadar köprülerin altından daha çok sular akar.
Bir Başbakan sokağın nabzını iyi tutmalı, gelişmeleri iyi izlemelidir. Yandaş basınıyla, etrafındaki yağcılarla, evet efendimci bir kadroyla gerçekleri görmesi mümkün değildir. İşte önümüzde Recep Tayyip örneği duruyor. Ona ve mideden bağlı kadrolarına göre, Türkiye iyi yönetiliyor. Gerçek bu mu acaba? Ona mideden değil de gönülden bağlı olanlar bile, Türkiye’nin geleceğinden kaygı duyuyorlar. Hayatından memnun olanların sayısı parmakla sayılacak kadar az. Çevrenizdekilerle konuşun, geleceğe ümitle bakan kimseleri kolay bulabiliyor musunuz? Recep Tayyip tayfaları hariç, yüzü gülen insana kolay rastlayabiliyor musunuz acaba?
Başbakan gerçekleri korkusuzca söyleyen insanlara kulak vermelidir. Onların Başbakana faydası, kendi yandaşlarından ve yağcılarından mutlaka fazla olur.
Bu yazı toplam 1863 defa okunmuştur.
16 Haziran 2009 Salı 19:24:09
Yorumları Oku |
Yorum Yap |
Arkadaşına Gönder |
Yazdır |
|
 Ana Sayfa
|